"Rezonans Kanunu", bilimsel temeli olmayan, insanları kandıran, mağdurları suçlayan ve gerçek hayattan kopuk bir safsatadır. Okurları manipüle etmek için ustalıkla yazılan bir kitaptır. Bu tür kitaplar zihinleri zehirleyen bilinçli okunmadığında sizi tehlikeli bir zihin yapısına sürükler. Peki bunu nasıl yapıyor bir kaç örnekle açıklayayım.
1-Sahte Bilimsellik ("Bilimsel Gibi Gösterme"): Okuyucuya "Bu bir bilimsel gerçek, o yüzden sorgulamadan inanmalısın" mesajını veriyor ve bu şekilde içeriğin doğru olduğunu düşündürtüyor.
Örnek: "Düşüncelerinizin frekansı vardır ve evren bunu algılar."
Gerçek: Düşünceler fiziksel olarak elektriksel ve kimyasal sinyaller ile iletilir, ancak fiziksel bir frekans yaymazlar ki evren bunu algılasın.
"Evrenin bunu algılaması" gibi bir kavram bilimsel olarak anlamsızdır.
2-Aşırı Genelleme ("Herkes için Geçerliymiş Gibi Gösterme"): Kitapta birkaç örnek üzerinden büyük ve yanlış çıkarımlar yapılıyor. Örneğin kişisel başarı ve mutluluğu tek bir kurala bağlıyor: "Sadece olumlu düşün, her şey değişecek." gibi.
Örneğin: "Zengin olmak istiyorsan, kendini zengin olarak hayal et!"
Gerçek: Zenginlik eğitim, ekonomi, fırsatlar, yatırımlar ve çok daha fazla değişkene bağlıdır. Sadece hayal etmek hiçbir somut değişim yaratmaz.
3- Kurban Suçlama ("Senin Düşüncelerin Yüzünden Oldu"): Kitap, hayatınızda başınıza gelen kötü şeylerin tamamının bilinçaltınızın yansıması olduğunu size empoze etmeye çalışıyor.
Amaç: İnsanları kendi hataları olmayan olaylar için suçlu hissettirmek. Kitabın yöntemlerini kullanmayanları başarısız olarak göstermek.
Örnek: "Eğer fakirsen, bu fakirliği bilinçaltında kabul ettiğin içindir."
Gerçek: Fakirlik, sadece bireysel düşüncelerle değil; doğduğun yer, ekonomik koşullar, iş imkanları gibi birçok dış etkenle ilgilidir.
4-
Farkımda bile değiller benim, ne duyuyorlar beni ne de görüyorlar. Bana niye eziyet ediyorlar? Benim gibi sefil birinden ne istiyorlar? Onlara ne verebilirim ki ben?
Hiç bir şeyim yok. Bu eziyete katlanamıyorum daha fazla.
Etrafımda dönüyor sanki her şey, başım öyle çok ağrıyor ki. Kurtarın beni!
Kitaba başladığımda nasıl bir delilikle karşılaşacağımı merak ediyordum. Bu eserde gördüğümüz gerçek bir delilik. Yazar, bu deliliği işlerken toplumu eleştirmekten de geri kalmamış. Ana karakterimizin düşük statüsü nedeniyle ezilmesi ve değersizlik hissi, âşık olduğu kadınla ilişki kuramaması gibi unsurlar ile bu eleştiriyi gizliden gizliye yapıyor.
Ayrıca karakterimizin zamanla deliliğe daha çok kapılması ve en sonunda toplumun etkisiyle kırılması, trajikomik bir hikâyeyi önümüze seriyor. Gogol, bireyin iç dünyasını ve toplumun baskısını ustalıkla işleyerek okura hem düşündürücü hem de ironik bir anlatı sunuyor.
Herkese tavsiye edebileceğim etkileyici bir kitap.