Günü bölüyorum ellerimle,
Umutların beslendiği toprakta;
Saf yüreği arıyorum yaratmak için,
Düşüncenin insanını, ovada
Ayak izlerini, kimsesiz acı ahlatı;
Sonsuza gidişleri arıyorum gözyaşlarını,
Yaşamın nedenini anlamak için,
Dağınık kargaları Çankırı üstünde,
Sabanları, ağan yıldızı.
Açılıp kapanıyor kentin evleri, dükkânlara girip çıkıyor insanlar,
Ekmek şeker tuz alıyorlar, bakır, kumaş, tabaklar, ilaçlar,
Bir sessizliğe doğru gidiyorlar bir hüzne,
Aldıklarının ya da alamadıklarının kaygısı çöküyor içlerine.
Ve kuşlar tahta oymalar gibi saçaklarda,
Ve uzakta dağlar alabildiğine özgür, vakur, sade,
Rahat ve iç açıcı gökyüzü sonsuza doğru,
Kimseler bunu bilmiyor artık, ne doğayı görüyor, ne kendini