Eğer insanlar olumsuz
duyguların evrensel olduğunu, reddedilme kaygılarının herkes
tarafından yaşanmakta olduğunu ve bunun yalnızca yoğunluk
derecesinin önemli olduğunu bilebilselerdi, bu tür duyguların üzerini
fazlaca kapatmaz ve gereksiz bir suçluluğu da yaşamazlardı.
Değişme hızı, insanları
doğruyu yanlıştan ayırmalarına olanak bırakmadan karar vermeye
zorlamaktadır. Dolayısıyla davranışlar çoğu kez, geleceğe yönelik bir tasarının parçası olmaktan çok, o anda beklenmedik bir biçimde
karşılaşılan durumlara gösterilen yalın tepkilerden ileri
gidememektedir.