Puslu Kıtalar Atlası’nı okuyup İhsan Oktay Anar’a hayran olduktan sonra hemen ikinci kitabı “Kitab-ül Hiyel”i okumaya başladım.. Ama ilk 60 sayfayı zoraki okudum; bırakıp bırakmamak konusunda çok kararsız kaldım..
Kitap 3 bölümden oluşuyor ilk bölüm Yafes Çelebi ve onun icatları ile ilgili.. Yafes Çelebi’nin icatları çok ayrıntılı bir şekilde anlatılmış o yüzden mekanik terimler beni biraz sıktı.. Ama yazara da tekrar hayran oldum.. Her şeyi o kadar ayrıntılı anlatmış ki nasıl bir kafa var diye merak etmedim dersem yalan olur…
İkinci olarak hep olayların başkaları tarafından rivayet edildiği söyleniyor ama bu başkalarının da öyle isimleri var ki… Mesela; “Sağ garipler devecisi Dörtboynuz Halil Efendi’den nakledildiğine göre…” “Fitilikısa Cuma Paşazade Zil Tevfik Efendi’nin yine Vani Gafır Dede Hazretlerinden naklettiğine göre” “Kadanacı Abidin Çavuş’un Davulcuzade Cümbüş Efendi’den naklettiğine göre…” gibi.. Bu isimlerin uzunluğu da sıktı beni doğrusu..
Şimdi ikinci bölümü Kara Calud’un menkıbelerini okuyorum.. Burası birinci bölüme göre daha güzel gidiyor.. Bakalım sonu nasıl bitecek???