"Sonra bir şey oldu. Ben bir adım attım,bir yola çıktım; o yolu sokak lambaları aydınlattı ve yürüdüm. Yürürken karşımdaki beş gölge, benden kaçmak istedi ama üzerlerine gittim ve onlar gibi gölge olamasam da onlarla beraber yürümeye başladım.
Her adım attığımda ellerimde okuduğum kitaplarda bir sayfa eksildi, filmlerinden birini unuttum, şehirlerden birisi fethedildi,tanıdığım insanlar zihnimde öldü. Ben öğrendiğim her şeyi unutmaya başladım; asıl olanın hissetmek olduğunu gördüm.
Sokak Nöbetçileri.
Onlar benim kitaplarım,filmlerim,şehirlerim,insanlarım olmaya başladı. "
"Yankı yalnızdı, kendi duygularıyla, hisleriyle, yaşanmışlıklarıyla yalnızdı. Sonra ben gelmiştim, bir yalnız başka bir yalnızla tanışmıştı. İkimiz aslında aynı anda yalnızlıktan vazgeçmiştik."
Onlar Sokak Nöbetçileri'ydi. Beş kişilerdi ve birbirlerinden başka kimseyi kollarıyla sarmazlardı. Ben altıncı kişiydim ve şimdi onların kollarının sıcaklığını hissediyordum.
Biz altı yetişkin. Yaşlarımız yirminin üzerinde.
Biz altı çocuk. Yaşlarımız onun altında.
Biz her ikisiydik. Onlar benim ilk oyun arkadaşlarımdı, ilk çocukluk hayallerimin mimarları ve ilk gerçek eğlencelerim. Sokak Nöbetçileri benim her parçam olmaya başlamıştı, minnettarlığımın ölçüsü artık olamazdı.