Yazar kitapta klasik bir biyografi sunmak yerine, Atatürk’ün iç dünyasına giren, onun duygularını, düşüncelerini ve yalnızlığını hissettirmeye çalışan bir anlatım tercih eder. Okuyucu, satırlar ilerledikçe kendini bir tarih kitabı okuyor gibi değil; Atatürk’ün zihninin içinde dolaşıyormuş gibi hissediyor.
İçim rahat gidiyordum, biliyordum ki ihaneti gören kuşağın torunları onlara emanet edilen değerleri gözleri gibi koruyacaklar, Cumhuriyetlerini çağdaş medeniyetlerin en itibarlısı yapmaya çalışacaklar ve ülkeleri işgal edilmedikçe asla savaşa bulaşmayacaklardı.
Çünkü ben onlara çok önemli iki vasiyette bulunmuştum:
"YURTTA SULH, CIHANDA SULH" ve
"HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT İLİMDİR"
"Allahaısmarladık," dedim içimden, "yokluğumda barış içinde kalın! Komşularınızla, dostlarınızla, hatta düşmanlarınızla dahi hep ama hep barış içinde yaşayın e mi!"