İşte böyle Dağlım, eskiden ikimizin yaşamında bulunmayan bir şey yaşamımıza girmişti.
Bunun adı neydi, kim ne söylüyordu, bunu da hiç konuşmadık.
Aramızdaki şeyin büyüklüğünü hiçbir sözcüğün anlatamayacağını biliyorduk.
Yanındayken, kendimle ve her şeyle barışık halimi özlüyorum. Biz buna, her şeyden ve dünyadan uzak, başlı başına bir mutluluk diyorduk. Gelirdin; yüreğimi titretirdin. Gelirdin; çiçeklerin, günahsızlığın, tertemiz bir dünyanın kokusunu getirirdin.
Ah! Aşkın giderilemez bir susuzluk olduğunu, konuşmanın da aşkın en büyük düşmanı olduğunu nasıl anlatabilirim Dağlım. Anlatamam. Daha önce de söylemiştim: Gerek sözlerimiz ve gerekse yazdıklarımız dağı gösterir; dağın kendisi değildir.