... kitapla ilgili en çarpıcı olaylar Türkiye'de yaşanmıştı. Türkçeye Bulgarcadan çevrilen kitap 1928 yılında İstanbul'da ki kitapçılarda yerini aldı. O yıllarda kırılma döneminden geçen ülkede Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğini yaptığı çağdaşlaşma süreci yaşanmaktaydı. Petrov'un kitabının Atatürk'ün eline nasıl geçtiği bilinmemektedir. Fakat okuduktan sonra o kadar etkilenmişti ki, kitabın ülkedeki bütün eğitim kurumlarının, özellikle de askeri kurumların ders programına dahil edilmesini emretti. Türk subayları ülkelerinde "hayatın yenilenmesi" çalışmalarında rehber olarak kabul edilen "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" kitabını uzun yıllar boyunca zorunlu kaynak eser olarak okudular. Kitap Türkiye'de her baskısı 12 ile 25 bin arasında olmak üzere, en az 16 baskıya ulaştı. Türkiye'de çağdaş Türkçe ile yayınlanan kitaplar arasında en çok okunan eser olduğu ifade edilmektedir.
... çabaların doğal sonucu olarak, tahminen 1830 yılında, birçok yetenekli genç bilim adamının üyesi olduğu "Cumartesi Derneği" adlı bir oluşum faaliyete başladı. Dernekte toplanarak tartışmalara katılanlar arasında filozof Snelman, Dilbilimci Kastern, Botanikçi Tengstrem, Doktor Sheman ve daha sonraki dönemlerde Fin bilim dünyasının gururu olan birçok diğer genç insanlar bulunmaktaydı. Burada siyaset, kültür ve edebiyat üzerine tartışmalar yapılırken, somut fikirler de ortaya atılmakta ve bunların bazıları hayata geçirilmekteydi.
Örnek vermek gerekirse, yeni tür eğitim kurumlarının oluşturulması düşüncesi Cumartesi Derneği'nde gündeme gelmişti. Bu düşünceden yola çıkarak kurulan Helsinki Lisesi'nde uygulanmasına izin verilen yeni eğitim öğretim yöntemleri ilerleyen dönemlerde gerçekleştirilen okul reformunun temelini oluşturacaktı.
Okur notu: Kuvvetle muhtemel Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ülkeyi ayaklandırırken uyguladığı eğitim reformları bu ekole dayanmaktadır.
Rusya'nın toplam nüfusunun sadece ellide birini oluşturan bu bir avuç vatandaşımız (o zamanlar Finlandiya Rusya himayesinde özerk bir bölge), hem de ülkemizin en zor en elverişsiz koşullarına sahip bir köşesinde, o kadar iyi bir düzen oluşturmuşlar ki, insan bakınca imrenmeden edemiyor. Ülkede her şey küçük şehirler küçük, sahip olduğu kaynaklar az. Buna rağmen erişilen refah düzeyi küçümsenmeyecek kadar ileri boyuttadır. Rusya'da görmeye alıştığımız düzensizlik, köhnelik, bakımsızlık ve kirlilikten burada eser bile yok. Petersburg'dan 3.5 saatlik mesafede, Vyborg'dan başlayarak, insan çok farklı bir ülkede bulunduğu hissine kapılıyor.
Halkın eğitilerek kültürel açıdan geliştirilmesi, taze güçlerin çalışma hayatına dahil edilmesi ve toplumun eğitimli kesimlerinin halkın bilinçlenmesine hizmet için seferber edilmesinin gerekli olduğu düşüncesi Petrov'un en çok önem verdiği konuların başında gelmekteydi.
Okur notu: Tam da ihtiyacımız olan şey değil mi aslında.