İngilizler dünyanın herhangi bir yerinde bir kaya parçası veya sığ su bile bulsa hemen toprak almaya bakar. Roosevelt 1943'te Churchill'e şunu söyledi; "sizin kanınızda dörtyüz yıllık toprak düşkünlüğü var". Roosevelt'in sömürgecilik yerine görmek istediği şey bağımsızlığa geçiş zemini hazırlayacak "vesayet" yönetimlerine dayalı yeni bir sistemdi.
Uğruna asla savaşmayacağımız bir şey varsa oda Britanya emperyalizmidir. Eğer uzmanlarınız İmparatorluğu bir arada tutacak bir savaş planlıyorlarsa er yada geç tek başlarına strateji planlamak zorunda kalacaklardır.
Er yada geç herkes Amerikalılar gibi demokratik olmayı öğrenmeliydi hatta gerekirse bu silah zoruyla yapılmalıydı. Meksika'da 1913 yılında yapılan askeri darbeden dönemin A.B.D. Başkanı Woodrow Wilson Güney Amerika halklarına iyi adamları seçmeyi öğretmeye karar vermişti. O sıralar İngiltere Amerikan elçisi Walter Page ve Britanya dış işleri bakanı Edward Grey'in arasında şöyle bir konuşma yaşandı.
[Herhangi bir Güney Amerika halkı için] +Diyelim ki müdahale etmemiz gerekti sonra ne olacak?
- Seçim yapmalarını ve kendi kararlarına göre yaşamalarını sağlarız.
+ peki ya öyle yaşamazlarsa?
- Devreye girer ve tekrar seçim yapmalarını sağlarız.
+Bunu gerekirse iki yüz yıl sürdürecek misiniz ?
-Evet ABD iki yüz yıl orada kalır ve bu işi öğrenene kadar adam vurmaya devam edebilir.
Amerika Birleşik Devletlerinin İnci Limanına Japonlar tarafından yapılan saldırının ardından Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt'in Britanya Başkanı Churchill'e ilk sözü artık hepimiz aynı gemideyiz olmuştu.
İmparatorluk 2. Dünya Savaş'ını tek başına kazanmadı. Zaferin anahtarı tarihin garip bir cilvesiyle Britanya yönetimini defetmiş ilk koloni olan Amerika Birleşik evletleri idi.