Felsefe kitapları okumayı hiç sevmem fakat bu kitap gerçekten bambaşka, kuru kuru felsefe yapmıyor veya sana sıkıcı ve üstten bakışlı hayatı yaşama yöntemleri öğretmiyor.Hep gördüğümüz ve yaşadığımız şeyleri nedenleri ile açıklıyor üzerinde düşünmeyi ve idrak etmeyi bize bırakıyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Güney Asya bölgesinde Japonlar bir grup Amerikan askerini esir alırlar ve esirlere bir köprü yaptırmaya karar verirler.Amerika ise bu köprüyü yıkmak için plan yapar.
Bu kitap Ayarı Bozuklar kitabının devamıdır.
Mahmut İstanbul’a gelmiştir ve gelir gelmez patlak veren Balkan Savaşı’na katılır ve akabinde Birinci Dünya savaşı.Savaş biter savaştan sonra iki savaş arasında tanıştığı ve evinde çalıştığı Nebahat Hanım’ın yanına döner.
Savaş sonrası İstanbul, yolsuzluklar, yüzsüzlükler, Türk olduğunu söylemekten utanan ve Türkleri aşağılamayı bir görev sayan sözde elit kesim, işgalcileri adeta tanrı gibi insanüstü varlık olarak gören, hayatını yolsuzluklardan kazandığı para ile geçindiren sosyete tayfası.
Tüm bu zıtlıklar arasında acaba Mahmut bu olanlara göz yumup hayatını bu rezilliklerin arasında devam mı ettirecektir yoksa konfor alanından çıkıp risk alarak memleketin kurtuluşu için görev mi alacaktır.