Osmanlı’nın son dönemi.İmparatorluk yavaş yacaş parçalanıyor.Yönetimde istikrarsızlık, dış müdahalelere açık bir imparatorluk ve tüm bu olumsuzluklar içerisinde Vatan-Millet-Hürriyet kavramları içerisinde bir milletin geleceğini kurtarmaya çalışan bir avuç vatanperver ittihatçı.
Saltanat sistemi sarayın dışına çıkamamaktadır.Halkın açlığından be fakirliğinden haberi olmayan saraylarında kör ve sağır yaşayan, etraflarındaki yandaş ve yalakalara milletin parasını kendi parasıymış gibi dağıtan padişahlar.
Korkak Abdülhamid.Önce Rus Çarından korkuyordu, sonra Rus Çarının elçisinden korkar oldu en sonunda ise Rus Çarının elçisinin tercümanından korkan bir padişah.
1895 yılında Ermenilerin bastığı Osmanlı Bankasındaki ermenileri çıkarmaya Rus tercümanı Maksimov gidiyor ve Ermenileri Fransız elçisi ile birlikte alıp Fransız savaş gemisine getiriyorlar ve kahraman gibi ağırlıyorlar tüm bunlar olurken padişah sarayında polisiye romanlar okumaktadır.
Tüm bu rezilliklerin içerisinde Enver Paşa bir ışık gibi yükselmektedir.Vatan, Millet ve Hürriyet için canını hiçe sayar, dağa çıkar isyan eder ve başarılı olur.
Ben, işte bu istibdada karşı milletimin haklarını muhafaza için her şeyimi feda ettim.İcabederse bu uğurda hayatımı da esirgemeyeceğim.
…Yaşasın vatan, yaşasın millet.
…Abdülhamit bir kompleksler adamıdır.İdaresi güçtür.Vehimli, vesveseli, içten pazarlıklıdır.Samimi hiç değildir.Hatta zaman zaman doğru konuşmaz.Cahildir de.