Kelimelerle aram her zaman iyi olmuştur ama bu kitabı okuduktan sonra kelimeler beni terk etmiş gibi hissettim. Kitabı bitirmemi günün ilk saatlerinden beri ertelemek için elimden gelen her şeyi yaptım ama en fazla bu kadar geciktirebildim. Kitabı bitireli daha yarım saat falan oldu muhtemelen ve ben etkisinden yeni yeni kurtulmaya başladım.
Bazı kitaplar mutlu sonu hak etmediğini hissettirir ya arkadaşlar bu öyleydi, o kadar çok kötü hissettim ki hani sadece nefes almak için yaşıyormuş gibi hissediyorum.
Tanrıçaların gazabından sonra Nova bir daha eskisi gibi olamadı, çabaladı ama olamadı. İlk başlarda çok fazla vicdan azabı çekti bundan fedakarlık yaparak kurtulacağını sandı ama bu sefer feda ettikleri ağır geldi. Nova çok zor şeyler yaşadı kitap boyunca.
Tanrıçalar o kadar kötü ki hani hepsi aşırı kötü Novanın annesi de dahil, içlerinde en iyisi o olmasına rağmen o bile çok kötü. Darenin annesi de Novanın annesi de iyi yönetici ama kötü anne. Ki Lilith bile oğlu için bir şeyler yaptı, Gela diyar için Novayı feda etti.
Çok bölük pörçük bir yerlerden bir yere atlıyor gibi hissediyorum ama kafamı tam toplayamadım kusura bakmayın.
Nova, Daren’e her şeyini geri verdi bunun için bir daha vicdan azabı çekmeyecek ama Daren için azap çekecek. Ben Darenin, Novayı sevdiğine zerre inanmıyorum arkadaşlar. Onun bu kadar takıntılı olmasının sebebi sadece bağdı, artık bağ da olmadığına göre Daren için Nova da olmayacak. O yıldız söndü.
Nova o kadar fazla acı çekti ki artık kendisi değil. Lanetli olmak onu her şeyden çok kırdı bence. Dünyadaki zamanlarındaki annesi onun en buruk yanıydı ve gerçek annesinin onu hiç düşünmeden hiç etmesi Novaya çok ağır geldi. Bu kitap boyunca banko Novaya üzüldüm. Artık Novanın da zamanı gelmeli.
Arın bence bu kitapta diğerlerine kıyasla daha
9.5/10 (spoiler)
Dün gece bitirdim kitabı ama inceleme yazmak için beklemem gerekti çünkü kitap hazmetmesi zor olacak şekilde beni mahvetti. Gerçekten mahvoldum o kadar güzel mahvoldum ki hatta şok oldum. Tüm duyguların işlenişi, taraflar, taraf olamayanlar o kadar temiz aktarılmıştı ki...
Öncelikle Nova'nın karakter gelişiminden bahsetmek istiyorum... O kadar güzel büyüdü ki o kadar hissettim ki bunu, tüm acıyı sırtlandı, yavaş yavaş her seyini kaybetti ve kendine döndü, kendini buldu. Ve benim tüm zamanlarımın favori kitap karakterleri içinde ilk 10'a girdi.
Ikiz alevi bağının kopması herkesin aksine beni çok mutlu etti. Bunun nedeni sanırım astrolojiden anlıyor oluşum. İkiz alevi bağı çok toksik olabilecek bir bağ ve zaten kitabın ortasından sonra bu kendini gösterdi. Yaklaşırsan da uzaklaşırsan da ölürsün demek ikiz alevi ve bu hiç de rahat bir ilişki oluşturmayacaktı Nova ve Daren arasında o yüzden Lilith bilmeden çok iyi bir şey yaptı.
Ama Daren'in istemiyorum dedikçe tahta yaklaşması ve yükselmesi, halkın onu sevmesi, kendisinin de dediği gibi ne kadar çok kaybedersen o kadar çok kazanırsın mantığına çok uygundu. Ikiz alevi bağına sadık kaldı, sevdi korudu ve kaybetti, kaybetti ve en sonunda bağından başka hiçbir şeyi yokken yavaş yavaş hepsini kazandı ama uğruna 100 yıl beklediği bağı yok oldu. Bu çok trajik ve kalp kırıcı olsa da gerçekçiydi.
Daren'e gerçekten çok kızdığım ve kırıldığım yer Nova'nın şu krallığın kabulü sırasında onu yalnız bıraktı ve hatta onu çok kırdı. Evet kendi de üzülüyor olabilir ama Nova'nın halkını ne kadar önemsediğini biliyordu ve o günü Nova için çok zor bi hale getirdi.
Ama beni kitapta en çok yaralayan Tayga'nın yokluğu oldu, birden gitti ve gittikten sonra bile Nova için mektup bırakmas... kitapta beni en çok etkileyen
#oyuncakmezarlığı
-EMRE GÜL
”Belki de o sizdiniz..”
Bazı sırlar sizi ölüme götürür, bazıları suç ortağı yapar. Bir katilin sırrına şahit olmak ise her ikisine yol açar.
Bir insanın kıyameti ölümü geldiğinde kopar fakat, bu hikayede kıyamet, içinde yaşayan kişilerin günahları nedeniyle bir kasabada kopuyor…
Ve Ravebelg Kasabasının kıyameti olan Katil’i ise bu hikayede çözüyoruz. Ama unutmayın her katil ardında mutlaka bir iz bırakır…
Bay OM detayları bize anlatmaya devam ediyor hikayede. Yine küstah konuşmaları ve tavırları tabiki devam ama onun olayı artık bu. İlk kitapta işlenen cinayetlerin şaşırtıcı yönleri vardı ama siz birde bu kitabı görün demek istiyorum. Kasabanın geçmişine ve katilin yaşadıklarına bakıldığında kendini hala haklı görmeye devam ediyor ve cinayetlerinin ardı arkası kesilmiyor evet. Fakat boyut atlıyor. Yaptıklarının nedenleri ve niçinleri birer birer ortaya çıktı. Ama hala tam olarak gerçeklere ulaşamadık.
İkinci kitapta pek çok sır perdesi aralanıyor, gizemli kişilerin kim olduğu ortaya çıkıyor örneğin oyuncakları yapan.. Yeni karakterler ekleniyor. Saplantısı son hız devam ediyor. Ama katil yinede durdurak bilmiyor. Yani kasabının geçmişi temiz değil, insanları da öyle fakat katilde tam bir ruh hastası pek farkı yok. Öyle planlar kuruyor ki okurken şaşırıp kalıyorsunuz. Evet kabul ediyorum Emre Gündoğanül benim için hep genç okur yazarıydı fakat bu seri ile ters köşeleri ve inanılmaz olay örgüsü ile çığır açtı. Travmatik olaylar, tetikleyici unsurlar, fazlasıyla vahşet ve kan, ustaca planlanmış cinayetler. Yormayan düz ve akıcı bir anlatım. Yazarın kaleme aldığı en iyi seri olduğunu düşünüyorum.