Taylor'a göre İslam söz konusu olduğunda Avrupa'daki çoğulculuk söylemi bir anda savunmaya geçer ve güvenlikçi bir çizgiye geriler. Avrupa'nın aynı anda hem Hristiyan hem de seküler olduğunu hatırlaması için de bir öteki olarak İslam'a ihtiyacı vardır: Hristiyan Avrupa, İslamı 'dini öteki' olarak kodlarken seküler Avrupa, Müslümanlığı kültürel ve siyasi öteki olarak konumlandırır.
Duygudan ve ruhtan arındırılmış bir dünyada aklımızı ve irademizi 'kullanarak' çağın ruhuna ayak uydurmamız bekleniyor bizden. Neden? Otomasyon için. Yani kendimizi, aklımızı ve ruhumuzu haz ve hız çağının, tüketim ve eğlence kültürünün akışına bırakmak için. Mutlu ya da mutsuz, heyecanlı ya da dramatik, korkunç ya da sevimli yaşam anlarında aynı otomasyon içinde hareket etmemiz beklenir bizden.
Hazza sınır çizmek isteyen erdem, hızı kontrol altına almak isteyen akıl, her şeyin tüketmekten ibaret olmadığını söyleyen özgürlük, ' Sorgulamadan bana gelme ve sakın kendini Tanrının yerine koyma.' diyen inanç, bize artık yabancı ve arkaik geliyor.