İnanıyorum ki, insanlar hayatlarını dolu dolu yaşar, her türlü duygunun hakkının verir,her türlü fikri ifade eder ve her hayalini gerçekleştirirse dünya öyle taze neşeyle bir neşeyle dolar ki Ortaçağ'ın tüm o hastalıklı karanlığını unutup Helenistik ideale tekrar kavuşabiliriz; hatta belki de Helenistik idealden bile daha muhteşem,daha zengin bir şey elde edebiliriz. Fakat en yüreklimiz bile kendinden korkuyor. Vahşi yanımızı kesip atarak, kendi kendimizi inkâr edip sakatladık ama o vahşi yanımız trajik bir hayatta kalma mücadelesi vermeye devam ediyor. İnkâr ettikçe cezalandırılıyoruz. Boğarak öldürmeye çalıştığımız içgüdülerimiz, zihnimizi kuşatıp bizi zehirliyor. Beden bir kez günah işledi mi günahla ilişiğini keser çünkü eyleme geçmek bir arınma biçimidir. Geriye hiçbir şey kalmaz, alınan zevkin anısından ve pişman olma lüksünden başka. Şeytana uymamak için yapılması gereken tek şey ona boyun eğmektir. Direnirseniz, ruhunuz kendi koyduğu iğrenç kurallarla iğrençleştirdiğine, kendi kendine haram kıldığına duyduğu arzuyla hastalanır. Dünyanın en büyük olayları insan insan zihninde geçer derler. Dünyanın en büyük büyük olayları da insan zihninde işlenir.
Sayfa 22 - Kültür yayınları