Tosbikk

Tosbikk
@Portugaaa
"Ve nihayet ikimiz kactigimiz aşkların toplamiyiz.."
Yine de, herhangi bir mezhep ya da inanç sistemini resmen benimseyerek entelektüel gelişimine pranga vurma hatasına hiçbir zaman düşmedi. Aynı şekilde, Ay'ın çektiği tüm doğum sancılarına rağmen bir türlü doğmadığı o yıldızsız gecelerde, birkaç saatliğine ya da bir gece konakladığı han odalarını asla evi bilmedi.
Sayfa 153 - Kültür yayınları
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Aramızda, neredeyse ölmeyi dilediğimiz o rüyasız gecelerin ya da dehşet ve biçimsiz mutluluklarla dolu gecelerin ardından daha güneş doğmadan uyanmamış olanımız yoktur herhalde. Böyle gecelerde beynin odacıklarından, gerçeğinden bile daha korkunç, sinsice pusuya yatmış bekleyen hayaletler sızar ve hastalıklı hayallerin musallat olduğu marazi zihinlerin sanatı olarak görülen Gotik sanata o bitmeyen zindeliğini veren bir yaşam gücünü beraberinde getirir.
Sayfa 151 - Kültür yayınları
Tarih boyunca duyguların kutsanması çoğu zaman -çok da haklı olarak - kınanmış, yerilmiştir. İnsanoğlu, kendisinden daha güçlü olan arzu ve duygulara karşı içgüdüsel bir korku beslemiş, bunların kendisinden daha az gelişmiş yaşam biçimleriyle aralarındaki ortak özellik olduğunun bilincinde olmuştur. Oysa Dorian Gray'e duyguların gerçek doğası hiçbir zaman tam olarak anlaşılamamış gibi geliyordu; duygular, güzellik içgüdüsünün karakterize ettiği yeni bir ruhaniliğin bileşeni olarak kabul edilmek yerine vahşi ve hayvani addedilmiş, aç bırakarak itaate zorlanmış ya da acı çektirerek öldürülmek istenmişti. Dorian Gray insanlığın tarih boyunca gelişimine bakınca bir tür kayıp duygusuna kapılıyordu. İnsanoğlu nelerden vazgeçmişti! Hem de ne kadar değmeyecek şeyler uğruna! Bu tarih, türlü türlü çılgınca kasıtlı retler, canavarca kendi kendine işkence etmeler ve kendi kendini inkârlarla doluydu; tüm bunların kökeninde korku vardı, sonuçsa cehaletin bedeli olarak insanın kaçmaya çalıştığı yozlaşmanın çok daha beterine mahkûm olmasıydı.
Sayfa 150 - Kültür yayınları
Aradan ne kadar zaman geçtiğinin ne önemi var ki? Yalnızca sığ insanlar bir duygudan kurtulabilmek için yılların geçmesine ihtiyaç duyar. Hayatının kontrolünü elinde bulunduran biri, kendine kolaylıkla bir mutluluk icat edebileceği gibi acılardan da kolaylıkla kurtulmayı bilir. Kendimi duygularımın insafına bırakmak istemiyorum. Duygularıma hâkim olmak, onları kullanmak, onlardan haz almak istiyorum.
Sayfa 126 - Kültür yayınları
Doğru açıklama şu olurdu herhalde; yaşamdaki trajediler sanatsallıktan öylesine uzak oluyor ki bizi yontulmamış şiddetiyle, tutarsızlığıyla, anlamsızlığıyla, zarafetten uzak biçimsizliğiyle yaralıyor. Gerçek trajediler bizi bayağı olayların etkilediği gibi etkiler, kaba kuvvete maruz kaldığımız izlenimini yaratırlar; bu yüzden de isyan ederiz. Ama bazen, güzelliğe dair sanatsal öğeler taşıyan bir trajedi gelir başımıza. Eğer bu güzellik öğeleri gerçekse olayın bütünü bize hitap eder ve üzerimizde dramatik bir etki yaratır. Bir de bakarız birdenbire oyuncu olmaktan çıkmış seyirci olmuşuz. Daha doğrusu aslında hem oyuncu, hem seyirciyizdir. Kendi kendimizi oynarken izler, gösterinin olağanüstülüğüne kapılırız.
Sayfa 117 - Kültür yayınları