Bazı kitaplar yalnızca bilgi verir, bazıları ise insanın bakış açısını değiştirir. Bu kitap benim için ikinci gruptaydı.
Okurken bir öğretmenin mesleki sorumluluğunun ötesine geçen cesaretine, kararlılığına ve çocukların güvenliği için verdiği zorlu mücadeleye tanıklık ettim. Aynı zamanda sessiz kalmanın nelere mal olabileceğini, tek bir kişinin kararlı duruşunun ise ne kadar büyük değişimlere kapı aralayabileceğini yeniden hatırladım.
Çocuk haklarının korunması, güvenli yaşam alanlarının oluşturulması ve istismarın önlenmesi yalnızca belirli kurumların değil, toplumun her bireyinin sorumluluğudur. Farkındalık oluşturmak, görmezden gelmemek ve gerektiğinde ses çıkarmak, değişimin ilk adımıdır.
Bu kitap bana cesaretin korkusuz olmak değil; korkuya rağmen doğru olanı savunabilmek olduğunu bir kez daha gösterdi. Okurken birçok yerde duygulandım, birçok yerde durup düşündüm ve kendime şu soruyu sordum: “Haksızlık karşısında ben ne kadar ses çıkarabiliyorum?”
Bu değerli eseri ve çocukların sesi olmak için yıllardır verilen mücadeleyi daha yakından tanımama vesile olan Saadet Özkan’a ve UCİM ailesine teşekkür ederim.
Toplumsal farkındalık kazandıran, düşündüren ve sorumluluk hissettiren bir eser. Okunmasını tavsiye ederim.
#ÇocukHakları #Farkındalık #UCİM #SaadetÖzkan #KitapÖnerisi #SosyalSorumluluk #Liderlik #Cesaret
Saadet ÖzkanSaadet Öğretmen
Bazen bir kitabı bitirdiğinizde aklınızda kalan şey olaylar değil, karakterdir.
Bu kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey; yaşanan tüm zorluklara, hayal kırıklıklarına ve engellere rağmen insanın değerlerinden vazgeçmeden yoluna devam edebilmesiydi.
Başarı hikâyeleri sıkça anlatılır. Ancak çoğu zaman o başarının arkasındaki mücadeleyi, görünmeyen fedakârlıkları ve kişinin kendi içinde verdiği savaşları göremeyiz. Bu kitap bana tam da bunu gösterdi.
Özellikle bir amaç uğruna emek vermenin, topluma katkı sunmanın ve karşılaşılan tüm olumsuzluklara rağmen umudu korumanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha düşündüm.
Okurken birçok yerde şu soruyu kendime sordum: Zor zamanlarda bizi ayakta tutan şey gerçekten nedir?
Benim çıkardığım cevap; makamlar, unvanlar ya da başarılar değil. Karakter, vicdan ve vazgeçmemeyi seçmek.
Kitabı kapattığımda geriye sadece okuduğum bir hikâye değil, üzerine düşündüğüm birçok ders kaldı.
Bazen en güçlü hikâyeler, en zor yollardan geçen insanların hikâyeleridir.
Azim İmkânsızlıktan DoğarYücel Ceylan
#ucim
Bağımlı Olma Özgür KalBurhanettin UysalPınar Kağızman
Bağımlı Olma Özgür Ol
Bağımlı Olma Özgür Ol, bağımlılıkların insan yaşamında nasıl derin izler bıraktığını ve özgürleşme yolculuğunu anlatan etkileyici bir eser. Kitap, yalnızca madde bağımlılığıyla değil; duygusal, zihinsel ve toplumsal bağımlılıklarla da mücadele etmeyi ele alıyor. Yazar, gerçekçi hikâyeler ve düşündürücü analizlerle okuyucuyu kendi içsel zincirlerini sorgulamaya davet ediyor.
Kitap, şu cümleyle başlıyor:
"Bağımlılık, bir kafestir. Ancak o kafesin anahtarı hep avuçlarının içindedir."
Bu başlangıç, okuyucunun dikkatini bağımlılığın bir seçim olabileceği fikrine çekiyor. Yazar, bağımlılığın hem kişisel zayıflıklarımızdan hem de çevresel faktörlerden nasıl beslendiğini derinlemesine irdeliyor.
Kitapta, farklı bağımlılık türlerine sahip insanların yaşamlarından kesitler sunuluyor. Bu hikâyelerden biri, sosyal medyaya bağımlı bir gencin kendisini yalnız hissetmesiyle ilgili. Yazar bu hikâyede, şunu söylüyor:
"Her ‘beğeni’ bana mutluluk vaat etti, ama her seferinde daha da boş hissettim. Dışarıdan güçlü görünen ben, içeriden kırılgandım."
Bir diğer bölümde, toksik bir ilişkiye bağımlı bir kadının yaşadıkları anlatılıyor. Kadının itirafı, kitabın en çarpıcı satırlarından biri:
"Ondan koparsam nefes alamam sandım. Ama asıl nefessiz bırakan, onun varlığıydı."
Bu hikâye, duygusal bağımlılığın insanın özgüvenini ve değerini nasıl yok ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Özgürlüğe Giden Yol
Yazar, bağımlılıklardan kurtulmanın kolay olmadığını ancak mümkün olduğunu sıkça vurguluyor. Süreci şu sözlerle özetliyor:
"Özgürlük, yüzleşmekle başlar. Kendini, korkularını, zaaflarını tanı. Çünkü yalnızca yüzleştiğin şeyleri değiştirebilirsin."
Kitap, yalnızca bağımlılıklardan kurtulmayı değil, özgür bir yaşam kurmanın nasıl
Çizgili Pijamalı ÇocukPınar KağızmanJohn BoyneTayfun Törüner
AŞIRI SPOİLER İÇERİR
.
.
.
.
.
.
.
.
KONUSU VE ÖZETİ
Kitabın filmini daha önce izlemiştim bu nedenle kitabı okurken sahneler gözümde canlandı. (Kitabın sonunda detaya girilmediğini görmekteyim fakat filmde Shmuel ve Bruno'ya ne olduğu açık bir şekilde anlatılmaktadır.) Bruno, Almanya'nın Berlin kentinde, on iki yaşındaki ablası, annesi ve bir Nazi subayı olan babasıyla beş katlı bir evde yaşayan dokuz yaşındaki bir çocuktur. (Ama bu kitap sadece dokuz yaşındakiler için değil.) Bir akşam Bruno babasının işinde terfi ettiğini, bu yüzden OUT-WİTH denen bir yere taşınacaklarını öğrenir. Buna çok üzülür, çünkü oturdukları çevreyi ve arkadaşlarını çok sevmektedir... Bruno Out - With 'da çok yalnızdır, evlerinin çevresinde bir tek ev bile yoktur ancak bahçenin etrafındaki tel örgülerin ardında hepsi birbirinin aynısı çizgili pijamaları giyen binlerce adam ve çocuk vardır. Bruno tüm bunları odasındaki pencereden görmüştür. Bruno bir gün tel örgülerin oraya keşif yapmaya gider ve örgünün diğer tarafında yere çökmüş oturan çizgili pijamalı ve kafası tıraş edilmiş bir çocuk görür. Çocuk çok zayıf ve hayli üzgün görünüşlüdür. Sohbet etmeye başlarlar. Çocuğun adının Shmuel olduğunu öğrenir.ikisi çok iyi iki arkadaş olmuşlardır. Bazen mutfaktan alıp cebine sıkıştırdığı yiyecekleri Shmuel'e götürmektedir, çocuğun yüzündeki mutluluğu gördükçe kendi de mutlu olmaktadır. Bruno Out-With'e taşınmadan önceki en iyi arkadaşlarını artık o kadar da özlemiyor, hatta isimlerini bile hatırlayamıyordur. Artık en iyi ve tek arkadaşı Shmuel dir.Bruno'nun annesi aradan geçen zamanla birlikte babasına Berlin'e geri dönmek istediğini söyler. Babası ilk duyduğunda bunu kabul etmese de, sonradan bunun mantıklı bir fikir olduğunu, herkesin orada daha mutlu olduğunu
Burçak ÇerezcioğluPınar KağızmanMavi Saçlı Kız
BURÇAK'TAN
Hayatta hiçbir şey birbirimiz kadar önemli değil. Bazen unutsakda, her dakika ne kadar mühim biliyor musunuz? Değerini bilmediğimiz, daha da huzurla, daha da güzelleştirebileceğimiz yaşamımız kadar önemli değil küçük ayrıntılar. Sizce de öyle olduğunu biliyorum ama bunu her zaman hatırlamak çok önemli. Zamanı durduramayız aynı kalsın diye, ama bazı şeylerin değerini daha iyi anlamak bizim elimizde, öyle değil mi?
Sizi seviyorum.
29 Ağustos 1993
Mavi Saçlı KızBurçak Çerezcioğlu · Yapı Kredi Yayınları · 201613,7bin okunma