Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Gerçek kahramanlar ise işe önce kendi nefislerinden başlarlar. Bilirler ki, "nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. " Kendini düzeltmeyen, başkasırı düzeltemez.
Kur'an-ı Kerim, "Ey iman edenler! Siz nefsinize (kendinize) bakın! Siz hidayette olduktan sonra başkasının dalaletí size zarar vermez" ayetiyle bu hakikate işaret etmek-tedir.
Nefsin isteklerinin müsbet mecrasını göstermek lazımdır. Mesela ona "inat etme!" "Hırs gösterme!" "Dünyayı sevme!" "Düşmanlık yapma!" demek yerine, bu duyguların müsbet kullanım alanrılarını bildirmek gerekir.
Mesela, kötülüklere karşı inat iyi bir şeydir. Mal ve makam gibi nefsin hırs gösterdiği şeyleri, İslâmî hizmetler için istemek güzel bir durumdur. Dünyayı, ahirete bir tarla ve Allah'ın isimlerine ayna olması cihetinden sevmek, matlup bir harekettir. Kötülere, kötülüğe, din düşmanlarına, zındıklara karşı düşmanlık hissetmek, takdire şayan bir fazilettir.
Selahaddin Şimşek, Peygambere tabi olmanın önemini şöyle ifade eder: "Göklere yükselmek isteyenler Allah'ın elçisinin yerdeki ayak izlerini takip etsin.
Japonlar, müsbet taklidi teknolojiye de taşımışlar, diğer milletlerin elde ettiği teknolojik gelişmeleri kopyalayıp kısa zamanda büyük mesafeler katetmişler. dir. Böyle bir "modelleme", onları deneme-yanılma yoluyla uzun araştırmalar yapma zahmetinden kurtarmıştır. İşte, büyüklerin hayat hikâyelerini okumak; onlara özenmeyi, onlara benzemeyi, onlar gibi olmayı netice verecektir.