Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günümüzde popüler olan başarı, etkili iletişim, hitabet ve beden dili konuları; yalnızca dünya hayatını ve dünyadaki kazanımları hedefliyor ve ego merkezli telkinlerle, kişileri edep, saygı ve ahlaki duruştan ziyade salt başarı hedefine kilitleyen bir üslup taşıyor.
Özgüven kavramı enaniyeti besleyen bir boyuta savruluyor. Oysa insan kendine, başka insanlara ve dahi tüm canlı ve varlıklara karşı sorumludur. Bu sorumluluk benmerkezcilikten ziyade diğergam bir tavrı gerektirir.
Fakat kıymet ve ehemmiyet sayıya göre değildir. Hayvanlar, bitkiler, cansızlar sayıca çok olmakla beraber, insan onlara hükmeder. Tıpkı bunun gibi; bu az grup, diğer insan gruplarına hâkimdir. Zira onlar, vagon değil, lokomotif insanlardır.
Ve insanı akıl adasında bir başına bırakmayan, ona öğretici peygamberler, hikmet dolu kitaplar gönderen, aklındaki soruları edilmiş dualar gibi kabul edip cevaplara kavuşturan ve kendisini arayan akıllar için türlü türlü yollar yaratıp önüne açan, kalplerin kapılarını ise, bazen bir çiçeğin süslü bezekli açıvermesi, bazen de bir yıldızın karanlığı delerek parıldaması ile çalan Allah'a şükretti...
"Bütün bunları yazmalıyım!" dedi heyecanla. "Hiçbir şey tesadüf değil..."