Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Hiçbir konuda hiçbir bilgisi olmayan biri olsa... Şeylerin ve eşyaların isimlerini bile bilmese... Bulunduğu yerde pek çok şey olsa ama ondan bir tane daha olmasa... Kendini nasıl fark edebilirdi?
Fark edebilir miydi?
Kendi kendine, "Ben bir neyim?" sorusunu sorar ve buna bir cevap arar mıydı? Aradığı cevabı bulabilir miydi peki? Merak eder miydi ne olduğunu?
"Elbette ederdi!" dedi İbn Tufeyl. Sadece "Ben buyum!" diyemezdi. Ama etrafında gördükleri ile kendini karşılaştırdığında, "Ben bu değilim!" diyebilirdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Midesinden, gözlerinden, kulaklarından, bacaklarından dert yananı çok gördüm. Fakat onu gereği gibi kullanmayıp, akılsızmışcasına birtakım şeyler yaptıktan sonra, 'Ah benim kalın kafam!' diye ağlayanlar hariç, aklından yakınana hiç tesadüf etmedim!" Demek, kimsenin akıllı olmaktan yana bir şikâyeti yoktu. Öyleyse, bu hayatı akıllıca yani düşünerek yaşamak zorundaydık.