Kaçmak demeyelim istersen, Yunus, evladım,hayata tutunmak diyelim. Çünkü her kaçışın hasret gibi, gurbet gibi, firkat gibi acıları, terk etmek, gözden çıkarmak, vazgeçmek gibi fedakarlıkları vardır.Bunun
için kalbi kırık olur kaçanın, içinde hasretlikler büyür. Vatandan, topraktan, sevgiliden yana hasretlikler... Bu yüzden gelenlerin hepsi şefkate, merhamete, tebessüme muhtaç geldiler.
Fahrettin Râzî, Asr suresinin tefsirini yaparken bir buz
satıcısını misal verir. Sıcak bir yaz günü elindeki tek serma-
yesi, hızla eriyen buzlar olan bir buz satıcısıdır bu. Ağlayarak
ve haykırarak şöyle der: "Bütün sermayesi erimekte olan şu
kişiye yardım edin de onu iflas etmekten kurtarın.” Tıpkı
bu buz satıcısı gibi bizim de elimizde anbean erimektedir
zaman. Elimizdeki en kıymetli ve belki de kıymetinden en
çok gafil olduğumuz sermayedir zaman.
Göğüslerin içinde insanın başına bela hastalıkların çözümü de Kur'an'da(Yunus 57)
İnsan onu anlar, gereklerini doğru bir şekilde tatbik ederse dünyanın da ahiretin de mutluluğu Kur'an'da.