"Allah için, mürettebatın dini bütün olan neredeyse tamamı, ölümden sonra dirilişe ve meleklere kamilen iman ettiklerinden, yani inanılması en zor ve hatta imkansız şeylere bir kez inandıklarından, tabiatüstü görünen diğer şeyleri, mesela altın sandığın demire dönüşmesini ve içinden çıkan canavarı alelade sayıp hayatın ve hayatlarının olağan akışı içine zaten çoktan yerleştirmişlerdi. Çünkü hem imanları hem de batıl itikatları gayet sağlamdı."
"Beyni artık adeta, içinde fikirler yerine tüttürülmüş esrar dumanları misali uzun yüzgeçleriyle birkaç süs balığının usul usul yüzdüğü huzurlu bir akvaryum gibiydi."
"Hemen hepsinin zihni istiap haddini aşıp dimağlar artık kafi gelmediğinden galiba çehrelerindeki adaleler imdada yetişiyor, herkes sanki bu defa suratlarıyla düşünmeye başlıyor, alınlar ziyade karışıyor, çeneler sağa yahut sola çarpılıp öylece kalıyor, yanaklarda ise zaman zaman bir tik atıveriyordu."