Kuantumik olarak olguları parçalı ele almak özü itibariyle kuantum felsefesine ters düşen bir yaklaşımdır. Bu felsefeye göre her olgu ve doğal yapının bütününden etkilenir. Dolayısıyla olgunun belirlenmesiyle evrensel bütünlük rol oynar. Kelebek etkisinde bu anlamda ele almak yanlış olmayacaktır.
Atom içerisinde hangisinin proton, hangisinin nötron olduğu kestirilemiyor. Bu durumda proton aynı zamanda nötrondur. Terside aynıdır.
Bir kez doğru yöntem belirlendin mi, yürümek kolaylaşır. Gerisini cesaret, inanç, akıllı bir biçimde mücadele etmek belirleyici olacaktır.
Evren, doğa ve toplum gerçekliğinde de durum bundan bağımsız değildir. Sürekli değişim içerisindeki toplumsallık ve doğa, özgürlükleri daraltan, katı, hiyerarşik yapılanmaları sistemleri kabullenmez onu kaldıramaz. Zorunluluk denilen şey egemenlerin sürekli köle yetiştirmenin teorilerinden çıkmıştır. Doğada ise tam tersidir. İnsan doğasından istenen zorunluluk değil, özgürlük yasasıdır.
Bu anlamda zorunluluğun bilincine varmak, onu aşmak olmalı özgür insanın işi. Toplumsallığımızda karşılaştığımız en büyük sorun da tam anlamıyla bu değil mi? Kendini alamamak, özgün hale ulaşamamak, üretememek, dönüşemeyerek, direnişi korkaklık sayan düzen insanlarına dönüştük.
Bir toplumu var eden halk gerçekliği ve direnişi bu anlamda sert kapital modernite duvarlarına çarparak durduruldu. Sistem kendini gerçekleştiren bir birey aramaz. Bugün aşılamayan yegane problemlerimizden biri de bu. Ve elbette bu gerçeklik bir öfke haline dönüşmeden, birbirini bitirmeye yönelik değilde, birbirini besleyen ve geliştiren bir anlayışı var etmeliyiz. Bunun dışında ki her oluş, kendi antisini ortaya çıkaracaktır.
Özgür kalın.