Bir kocadan nefret etmek de onu sevmek de zaman alırdı. Zeba bunu diğer kadınlarla yaptığı sohbetlerden biliyordu. Duygu dediğimiz olay ne düğün gecesinde ne de sonraki gecelerde kendini gösterirdi. Adını ister nefretle ister saygıyla ansın, bir kadının kocasına olan hisleri birlikte geçirdikleri yıllara göre șekillenirdi. Hazırlanan binlerce yemekten, dünyaya getirilen birkaç çocuktan, sevilen birini kaybettikten, ayrı geçen birkaç geceden ve mevsimler gibi bir sıcak bir soğuk olanruh hâllerinden sonra ilişkinin rengi belli olurdu. Evlilik âdeta bir spordu, hem aşk hem de nefret açısından. Kalp ise skoru tutar.
Bir kitap yedim, o da varlığımın merkezinde kara bir delik yarattı; etkisi öyle yoğun oldu ki öteki kitaplar onun yanıda dağılıp yok oldular. Bir kitap yedim, 1488 yılının Aralık ayında bir sabah vakti, hiçlerle dolu bir sokakta başka hiçler arasında yaşayan bir hiç olan benim için bu önemli bir olaydı. Bir kitap yedim ve öyle değiştim ki Lizbon'un yüz karasına dönüştüm, bütün kent peşime düştü; Şeytan dediler bana, beni yok etmek için ellerinde meşalelerle gece vakti kovaladılar; Büyücü dediler bana, çekip çıkarmak için mağaraların dibine kadar dumana boğdular beni; beni ele geçirmek için kudurdular ve asacak kadar nefret ettiler benden ama ellerinden kaçıp kurtuldum, parmaklarının arasından kayıverdim, kütüphanelerinde yan gelip yattm
ve bütün kitaplarını yedim.