Bilmek kolay… yaşamak emek ister.
Hadisler…
Çoğu zaman bildiğimi sandığım ama derinliğini fark edemediğim hakikatleri yeniden kalbime dokundurdu. Okudukça şunu anladım; insan bazen doğruyu bilir ama onu yaşamaya gelince eksik kalır. İşte bu kitap bana tam da bunu hatırlattı.
Her sayfada durup düşündüm…
“Ben ne kadarını hayatıma alıyorum?” diye sordum kendime.
Beni en çok etkileyen şey ise dinin ne kadar sade ve ne kadar merhamet dolu olduğu oldu. Zorlaştırılan değil, kolaylaştırılan bir yol… Bunu bir kez daha kalbimde hissettim.
Bu kitap bana şunu öğretti:
Mesele çok bilmek değil, bildiğini yaşayabilmek.
Kalbin temizliği, sözlerin güzelliğinden daha kıymetli.
Ve insan, Rabbine yaklaştıkça aslında kendine yaklaşır.
“Ameller niyetlere göredir…”
.
.
.
Kandiliniz hiç sönmesin, okuduklarınız ruhunuza şifa olsun.
.
.
.
Şeker Portakalı, çocukluk masumiyetini idealize etmiyor, aksine yoksulluk ve sevgisizlik içinde erken büyümek zorunda kalan bir çocuğun dünyasını anlatıyor.
Zeze’nin hayal gücü, onun için bir oyun değil, yaşadıklarına dayanma biçimi.
Kitap boyunca sevginin bir çocuk için ne kadar hayati olduğu, yokluğunun ise ne kadar derin izler bıraktığı çok net hissediliyor.
Büyümek bazen gerçekten çok erken oluyor ve bazı çocuklar hayata fazla cesur başlamak zorunda kalıyor.
Şeker Portakalı’nın kalpte sızı bırakmasının nedeni de tam olarak bu gerçeklikle yüzleştirmesi.
Bazı kitaplar biter, bazıları içimizde kalır.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2006275,2bin okunma