Tom Robbins’in kaleminden çıkan Parfümün Dansı, sıradan fantastik anlatıların çok ötesinde, kendine has kokusuyla okuyucunun zihninde iz bırakan bir eser. Fantastik türün sınırlarını zorlayan, hatta bu sınırları incelikle aşarak kendi mitolojisini yaratan bir metinle karşı karşıyayız. Bu roman, belki de bir daha benzerine rastlamayacağımız bir düş gücünün ve dil ustalığının ürünü.
Tarih, mitoloji ve felsefenin birbiriyle dans ettiği, kimi zaman ritmini artırıp coşan, kimi zaman ağırlaşarak düşündüren bu anlatı; okuru hem güldürüyor hem de insan olmanın o karmaşık doğasına ayna tutuyor. Robbins, Doğu’nun mistik derinliğini, Batı’nın sorgulayıcı aklıyla buluştururken; Yeni Dünya’nın baş döndürücü hızına da ironik bir selam çakıyor.
Karakterler, ete kemiğe bürünmüş rüya figürleri gibi. Tasvirler, bazen bir tablo gibi durup izlenmeyi, bazen de bir koku gibi sezilmeyi bekliyor. Üslubu ise tıpkı kitabın ana teması gibi: nevi şahsına münhasır, katmanlı ve büyüleyici.
Parfümün Dansı, sadece bir roman değil; hayatın anlamını, ölümün kaçınılmazlığını ve ölümsüzlüğün özlemini kokularla anlatan bir edebiyat ziyafeti. Sayfalar arasında gezindikçe, kelimelerin ardında saklanan düşünceleri ve duyguları koklayacaksınız. Bu yolculuğa çıkan pişman olmaz; yalnızca daha çok merak eder, daha çok hayal kurar.
Yazara not:Tom Robbins bu eserinle sen artık gerçek bir ölümsüzsün...