Başkeşiş Tannen, “Sürekli 'bensizlik' ve 'hiçlik öğretildiği için insanlar huzur bulamıyorlar. Hiçlik insanın kalbini saf tutması anlamına gelir," demiş. İşte bu çok ilginç. Efendi Sanenori derdi ki, "Bir nefsin içinde kötülüğün olmadığı yer yoldur." Öyleyse yol tektir. Ama bu ışığı gerçekten yakalayabilmiş insan yoktur. Saflık, çaba üstüne çaba gösterilmezse kazanılmaz.
Barış dönemi gelince toplum rehavete kapıldı, savaş sanatı önemsenmez oldu, insanlar lüks içinde yaşamaya başladılar ve gereksiz şeylere para harcanır oldu. Tüm sınıflar sıkıntıya düşerek, içeri ve dışarı karşı utanç taşır hâle geldi, aileleri yıkılmak üzere. Sülaledeki insanlar arasında yaşlılar, yaşayan ölüler gibi. Gençler ise zihinlerini zamane modalara kaptırmışlar," diyerek, ömrü boyunca çalışıp didinmiştir.
Başka bir deyişle, benimle olan ilişkilerinin tamamen açık olduğu, hepimizin dost olduğu ve birbirimiz- den gizlimiz saklımız olmadığı yanılsamasını sürdürmek istemiştim, oysaki işin aslı bana açmadıkları ve bir süre daha açmayacakları pek çok sır vardı. Bunu her ne kadar görmezden gelmeye çalışsam da aslında gayet farkındaydım.