İnsanlar güzel kitaplarla tanışsın isterim hep. Okuduklarında, içlerine dokunan, onları alıp götüren kitaplarla…
Burada inceleme ve kitaplar hakkında yorumlar yapmaya niyetim de yok aslında. Yalnızca çok abartıldığını ya da tam tersi muhakkak okunması gerektiğini düşündüğüm kitaplar için birkaç şey yazıyorum o kadar.
Kitabı az evvel bitirdim. İçerisindeki tüm öyküler defalarca okunacak kadar güzeldi. Arkadaşımın, Behiye Hanım’a Hatıra Taşıyan Sincaplar öyküsünü bana iki defa okutturduğu için söylüyorum bunu. Zaten ilk öykü okuru birden çekip alıyor içine. Yazarın kullandığı dil ve üslubu rahat rahat okutturuyor kendini. Rahatça okutuyor ama durup uzunca düşünmesine de sebep oluyor insanın. Bazı yerlerdeki cümleler insanın içine içine akıyor ve kendini tekrar ettiriyor.
Tüm öyküler güzel demiştim ancak Gazella Gazella, Behiye Hanım’a Hatıra Taşıyan Sincaplar ve Şuayip en sevdiğim öyküleri oldu. Biraz zaman geçince, arada sayfalarını karıştırıp cümleler okuyacağım bir kitap bitirdim bu gece. Siz insanların sivri dillerine ve çok bilmiş hallerine takılmayın. Yeniliklere, yeni yazarlar okumaya, alışılmışın dışına çıkmaya açık olun. Bazı arkadaşların, ilk üç öykü harikaydı ama diğerleri havada kalmış, gibi yorumlarına da bakmayın. Onların elleri, ömürleri boyunca, bir yolculuk sırasında vakit geçirmek için okunan kitaplara değmiştir yalnızca, emin olun. Zweig kitapları gibi incecik kitaplar okumuşlardır onlar. Siz onların yorumlarına bakmayın. Gözünüzün değdiği kitabı alın bir karıştırın. Biraz da olsa inceleyin. İçinize dokunacak kitap çok da uzağınızda değildir belki de.
Sevgiler, güzel günler…