Aktium Savaşı'nda Marcus Antonius, Caesar Augustus' a yenildi çünkü filosuna kumanda etmeyi bıraktı, korkup savaş gemisini savaş alanından uzaklaştıran Kleopatra'nın arkasından gitti... Böyle şeyler oluyor işte!
Mahkumlar grubuyla Sibirya'ya gidiyorken bir kürek mahkumu anlatmıştı bana: Mesleği hırsızlıkmış, beş kişilik bir çetesi varmış. Çeteden biri şöyle demeye başlamuş: 'Hırsızlığı bırakalım artık, arkadaşlar, hayatımızda ne değişecek ki, nasıl olsa berbat bir hayatımız var!' Böyle konuştuğu için sarhoş yatmış boğmuşlar onu. Adam, öldürüleni çok övüyordu: ' Bunu yapanların üçünü öldürdüm, öldürdüğüm için de hiç üzgün değilim ama o arkadaşım için hala üzülüyorum, çok iyi bir arkadaştı, zeki, neşeli, temiz yürekliydi!' Sordum ona: 'Peki neden öldürdüler onu, çeteyi ele vereceğinden korktukları için mi?' Bu soruma gücendi: ' hayır' dedi, 'ona ne kadar para verirlerse versinler, kimseyi ele vermezdi, asla! Ama onunla arkadaşlık etmek ağır gelmeye başlamıştı onlara... Hepimiz kötüydük, o ise dürüst. Hoş bir durum değildir bu!'
Kaç kez dikkatimi çekmiştir: İnsanlar yaşamın gerçekleri üzerine anlatılan ciddi öykülerden çok, olmayacak, hayali ve çoğu zaman kötü uydurulmuş olduğu belli şeylerden daha çok hoşlanmışlardır.
Aleksey'im benim, Maksimıç'ım, Yakov o kocaman kalbini Tanrı'ya boşuna harcadı. Tanrı da, çar da benim onları inkar etmemle daha iyi olmayacaklar; asıl olan, insanların kendilerine kızmaları, bu aşağılık hayatı reddetmeleridir...