Genellikle insanlar başkalarının mallarına göz diker. Kanun korkusu olmadan insanlar, en başta da tüccarlar ile aşağı tabakadan ve sıradan kimseler, sahip oldukları mallarını güvence altına alamazlar.
İnsanlar aynıdır. Sadece karakterleri, edindikleri erdemler ve kaçındıkları ahlâksızlıklarla ayırt edilirler. Doğum ve aile, her ne şekilde olursa olsun, kötü alışkanlıklar edinmiş ve bütün ahlâk ve karakterini sonsuza dek kaybetmiş birine hiçbir şekilde yardım edemez.
Günümüzde, eski insanların anıtlarının kalıntılarını, aramızdaki sıradan insanlar "Âd" kavmine atıfta bulunularak "Âdlıların yapıları" olarak adlandırır. "Âdlıların" âbidelerinin ve binalarının harika olduğuna inanırlar, çünkü "Eskiler" harika insanlardı ve bizden daha büyük bir güce sahiplerdi diye düşünürler. Bu, hiç de doğru değildir.
Bölünme, bir devletin yaşlanmasının ilk sonucudur. Devlet, lüksün ve refahın zirvesine ulaştığı ve öte yandan, hükümdar da bütün şan ve şerefi sadece kendisinde gördüğü zaman, otoritesini paylaşmaktan asla hazzetmez ve buna yeltenebilecek olanları her türlü yola başvurarak saf dışı eder. Güven duymadığı akrabalarını ve taht için aday olma ihtimalleri yüksek olanları ortadan kaldırır.