Spinoza, kesinlikle bir panteist olarak tanımlanabilir, ancak ateist olarak nitelendirilemez. Panteizm, Tanrı'nın doğa ile özdeş olduğunu savunur; yani Tanrı, doğa ve evrenle bir bütündür. Spinoza da bu görüşü benimsemiş ve Tanrı'yı "Doğa" (Deus sive Natura) ile özdeş olarak görmüştür. O, Tanrı'nın doğadan ayrı, kişisel bir varlık olmadığı, aksine evrenin her noktasında içkin bir ilke olduğu görüşünü savunmuştur. Spinoza'nın panteist görüşü, Tanrı'yı bir yaratıcı ve müdahaleci varlık olarak görmektense, evrende var olan her şeyin özünü belirleyen bir ilke olarak kabul eder. Yani, Tanrı, evrende var olan her şeyde kendini gösterir ve Tanrı'nın yaratılışına dair anlayış, doğanın işleyişiyle özdeştir.
Ateizm ise, Tanrı'nın varlığını reddetmeyi ifade eder. Spinoza, Tanrı'nın varlığını reddetmemiştir; ancak geleneksel, kişisel bir Tanrı anlayışını reddetmiştir. Bu nedenle, o ateist değil, panteisttir. Spinoza'nın düşüncesinde Tanrı ve doğa arasında bir ayrım yoktur, her şey Tanrı'nın bir parçasıdır.
Sonuç olarak, Spinoza'yı ateist olarak tanımlamak yanlış olur, çünkü o Tanrı'nın varlığını reddetmemiştir; sadece Tanrı'yı doğa ile özdeş bir ilke olarak kabul etmiştir, yani panteisttir.