Metin üste

Metin üste
Aydın didim
Van Beyarslan şerefxane, 10 Ekim 1996
21 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Evreni tamir edip duran bir Tanrı saçmaydı; insan özgürlüğü ve yaratıcılığıyla çatışan bir Tanrı zorbaydı. Eğer Tanrı kendi dün­ yasında bir kişilik, senle ilgili bir ben, sonucundan ayrı bir neden olarak görülmüşse "o" kendinde Varlık değil bir varlık olur. Her şeye gücü yeten, her şeyi bilen bir zorba, her şeyi ve herkesi idare ettikleri makinanın önemsiz dişlileri haline getiren dünyadaki dik­ tatörlerden çok da farklı değildir. Böyle bir Tanrı'yı reddeden bir ateistlik fazlasıyla haklıdır.
1000k
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Kişilik sahibi Tanrı" kavramı doğa olaylarıyla çatışır ya da "doğa olaylarının bağımsız bir sonucu olan" varlık, Tanrı'yı ötekilerin önünde bir doğa nesnesi haline getirir, varlıklar arasında bir varlık, belki de en yücesi ama yine de bir varlık. Bu gerçekte yalnızca fiziksel sistemin yıkımı değil, anlamlı bir Tanrı düşüncesinin de yıkımıdır?
Alıntı

Metin üste

, bir kitap okudu
7/10
·368 syf.·
2024 32. kitabı
Can Dündar
7.7/10 · 20 okunma
Müslüman dünyasında sömürgeleşme süreciydi. Kültür köklerinin kesilmesi, insanlarda zihin karışıklığı ve yitmişlik duygusu yarattı. Kimi Müslüman yenilikçiler, İslamiyet'e zorunlu olarak küçük bir rol biçerek ilerleme davasını hızlandırmaya uğraştılar. Sonuçları hiç de umdukları gibi olmadı. Osmanlı İmparatorluğu'nun 1917'de yenilmesinden sonra ortaya çıkan Türkiye'nin yeni ulus devletinde, daha sonra Kemal Atatürk denilen Mustafa Kemal (1881-1938), ül­ kesini Batılı bir ulus haline getirmeye çalıştı: Dini yalnızca kişisel bir konu haline getirip İslamiyet'in devletle olan ilgisini kesti. Sufi tarikatlar dağıtıldı ve yeraltına saklandılar; medreseler kapatıldı ve ulemanın resmi eğitimine son verildi
Kitap Alıntısı
"Onyedinci ve Onsekizinci Yüzyıl Avrupa'sının Siyasi ve Toplumsal Dünyasının Çalkantılarını Yansıtan son derece acı ve heyecan verici bir tinsel dönem olmuştu. Bu zamanda Müslüman dünyasında karşılaştırılabilecek hiçbir şey yoktu; gerçi bir Batılı için bundan emin olmak güçtür çünkü on sekizinci yüzyıl İslam düşüncesi fazla araştırılmamıştır. Çekicilikten uzak bir devir olarak Batılı araştırmacılarca genellikle pek kolayca bir yana bırakıldı ve Avrupa Aydınlanma'yı sürdürürken İslamiyet'in gerilediği düşünüldü.
Alıntı