“Ah benim çocukluğum! Hakkını helal et bana…
Hakkını helal et Kahramanmaraş’a ama sakın helal etme hakkını, eli baltalı, gözü dönmüş, sağır ve kör cahillere…”
Babaannemin masalı giderek ilginçleşiyordu, bunun yanı sıra, dinlerken zaman zaman gözyaşlarına boğuyordu beni. Bu sefer, babaannem de başlayıp hıçkırıklarla ağlamaya. O küçük yaşıma rağmen, bunun bir masal olmadığını anlamıştım çoktan. Masallar ağlatmazdı çünkü.
Büyük bir utanç abidesi! Adaletsiz bir adalet! Sıkıyönetim mahkemelerinde, 29 kişi idama, 7 kişi müebbede, 321 kişi ise bir ila 24 yıl arasında hapis cezasına çarptırılıyor. Sanklara yapılan ceza indirimleri ve Yargıtay'ın kararları bozmasıyla, geçen yılların ardından, bu kişilerden hiçbiri cezaevinde değil! Zamanla verilen af kararlarıyla idamlar müebbede cezalara dönüşüyor ve herkes serbest bırakılıyor. Olaylara karıştığı tespit edilen 68 kişiye ise hiçbir zaman ulaşılamamış. Ve aslında, failler (!) sır olmuşlar!..
Bunlara şahit olup da ellerinden hiçbir şey gelmeyen, vicdanlı, insan gibi insan, utanç ve acıyla kavrulan, sayıca az gerçek Müslüman Sünniler de var elbet… Ama elleri kolları bağlı.