Eski vakitlerde bir depremde Ayasofya'nın işte bu kubbesi yıkılmış. O vakitler Bizans ülkesi savaşlarla uğraşıyor, fakir, güçsüz. Kubbenin tamiri için Hıris-tiyan ülkelere haber uçurulmuş. Ayasofya'nın harap kubbes için yardım toplayacaklar. Medine'deki bir kilisenin rahibi ha-ber göndermiş Ayasofya'dakilere. Ki bu rahip Hiristiyanlığın aslını bilirmiş demek ki. Demiş ki burada bir yetim var ev velden beri bahsedilen ahir zaman Peygamberi olduğu âşikâr Gelin bu yetimin tükürüğünden ve Mekke toprağından bi parça alın ve kubbeyi yapacağınız harca katın. O zaman zel-zele o kubbeye bir zarar vermeyecektir. Onlar da bu söyleneni kabul edip, aynen yapmışlar. İşte Fatih İstanbul'u fethedip de Ayasofya'ya girdiği vakit bu sırrı bildiğinden tam da buranın önünde durup salâvat getirmiş ve hatta belli olsun, bilinsin, unutulmasın diye buraya altından bir topuz yapıp astırmış. Ama şimdi bunu bilen kaç kişi var ki?
Kendini âşık zannediyorsun, aşkı vuslat farz ediyorsun. Bak ki islatıyor seni yağmur. Oysa yağmurâşıkları ıslatmaz ki. Sevdi-ğini göremedin diye feryad ediyorsun bize. Oysa ne âşıklar var ki görmediği bir maşuka meftun yaşıyorlar.