İnsanların birbirleri için pek az şey ifade etmesi bende genellikle göğsümü parçalamak, beynimi dağıtmak isteği uyandırıyor. Ah, karşımdakine geçiremediğim sevgi, sevinç, şefkat ve hazzı karşımdaki de bana sunamaz, tüm kalbim mutlulukla dolup taşsa bile, karşımda kılı kıpırdamadan duran soğuk birini mutlu edemem.
Hastalığın önlenemez şekli de her geçen gün ölüme yaklaştırdı bahtsız birinden, hançerle işkencesine bir anda son vermesini isteyebilir misin? Gücünü tüketen hastalık, aynı zamanda ondan kurtulma cesaretinden de onu yoksun bırakmaz mı?
"Biz insanlar güzel günlerin azlığından, kötü günlerinse çokluğundan sık sık yakınırız, bana kalırsa bu doğru bir bakış açısı değil. Tanrı'nın bize her gün sunduğu güzel şeylerin tadını çıkaracak kadar kalbimizin kapıları açık olursa, başımıza gelen kötü şeylere katlanacak gücümüz olur."
...dünyada en çok çocukları kendime yakın buluyorum.Onları seyrederken,en ufak şeyde bile,gün gelip de çok ihtiyaç duyacakları tüm erdemlerin,tüm güçlerin mayasını görünce,inatçılıklarında gelecekteki tutarlılığa ve karakter sağlamlığına,yaramazlıklarında dünyanın tehlikelerine teğet geçen mizah ve umursamazlığa bakınca,her şey öylesine bozulmamış,öylesine bütünlük içinde ki!