“Ama hep böyle olur, bir gün işler sarpa sarar.
Cesetler dile gelir.
Para sahibini boğar.
Krallıklar yıkılır.
Oğulun biri hep ihanet eder ve bu genelde en sevilen olur…”
Bilinmeyen Tanrılar Serisi’nin ikinci kitabı olan Ölü Şehrin Şarkısı ile geldim.
Serinin ikinci kitabı da tıpkı ilk kitabı gibi oldukça akıcı ve heyecan doluydu.
İlk kitabın sonunda Mara kaçırılmıştı ve kitap kaldığı yerden devam etti. Büyük, Tanrılar savaşı artık kapıdaydı ve Rae ile Mara buna hazırlanıyorlardı. Sonrasında bu büyük savaş başladı ve asla beklemediğim, akla aklıma bile gelmeyen olaylar gerçekleşti. Kitabın finalindeyse yine ‘yok artık’ dedim. Zeus asla durmak bilmedi!
Rae ve Mara’yı okumak çok güzeldi ve okurken hiç sıkılmadım. Heyecan ve aksiyon bir an olsun dinmedi ve sayfaları merakla çevirdim.
Apollon beni çok çok fazla şaşırttı ve onu sevmeye başladığımı fark ettim. Hiçbir şey göründüğü gibi değildi ve kitabın finalinde resmen çığlık attım!
Eğer sizde mitoloji ve fantastik okumayı seviyorsanız bu seriyi de mutlaka seversiniz…