Herkese merhaba. Bugün size okurken delirmekten bir türlü bitiremediğim bir kitapla geldim. Okumanızı tavsiye etmeyeceğim için bol bol spoiler gireceğim haberiniz olsun.
Kitapta, Nazlı'nın hep hatırlamadığı anılardan dolayı böyle biri olduğu işlendi ama yine de bir karakter nasıl bu kadar klişe ve sinir bozucu olabilir anlayamıyorum. Şimdi size ana karakterimiz ve çıldırmamın sebebi olan Nazlı'yı anlatmaya başlıyorum. Ben yazarken bile titredim siz bir de okurken düşünün.
Sınıfın birincisi tabii ki, burnu havada, ben herkesten farklıyım havalarında takılıyor, kimse bana yanaşmasın ben insan sevmiyorum tavırları, beni gerçekten tanısalardı beni sevmeyip terk ederlerdi düşünceleri, insanları kırıp döküp sonra herkes beni terk ediyor, insanlar çok nankör ayaklarına yatması ve daha niceleri. Bu sadece kısa bir özetti siz düşünün. Resmen yürüyen red flag. Güya Ezel'e klişesin diyor ama kendisi klişeler kraliçesi yani.
En, en ve en nefret ettiğim kısım ise Nazlı'nın, arkadaşı Ecem'in flörtünden hoşlanmaya başlaması ve bunun için birbirlerine meydan okumaları oldu. Ezel'i arkadaşıyla görmesine rağmen hâlâ yanaşması, bilerek Ecem'in ve diğerlerinin canını yakmaya çalışması... Bahanesi de eski Nazlı öldü, artık beni kimse kurtaramaz. İlerleyen bölümlerde de öğreniyoruz ki Ecem Ezel'i seviyor ama Ezel de aslında Nazlı'yı seviyormuş ve yardım için Ecem'e gitmiş. Ecem de demiş ki onun gözü bir tek benle birlikte olursan seni görür. PARDON?? Sen arkadaşının böyle bir tip olduğunu bile bile nasıl arkadaş kalabiliyorsun ya düşünceye bakar mısınız. Güya bunlar üniversiteye giden yetişkin olmuş insanlar ama resmen ergen gibilerdi. Erkek karakter desen ayrı bir tuhaf zaten ilk tanıştıkları zaman sapık gibi sürekli gizli gizli kızın fotoğrafını çekip sosyal medyaya yüklüyordu ve Nazlı