SIDIKA ÇAL ARSLAN-GÜNESİN ISIĞI KALEMİME DOKUNDU
Yazar okuruna yüksek sesle konuşan değil; yavasça yaklaşan, omzuna dokunan, icten içe sızan bir kitap. Bu yönüyle şiirden çok bir "iç yürüyüş" hissi uyandırıyor Şiirler tek tek ele alındığında bağımsız durabilse de kitap bir bütün olarak okunduğunda, ortak bir ruh hâlinin, ortak bir vicdanin ve ortak bir arayışın etrafında birleşiyor.
Eserin ana damarı açık biçimde:insan ,vicdan, inanç ,cocukluk ,yoksulluk vatan , merhamet ekseninde ilerliyor. Şair, modern siirde sıkça gördüğümüz kapalı imge oyunlarından özellikle kacınmış. Dil, bilinçli olarak sade; ama bu sadelik yüzeysellikten değil, samimivet tercihinden doğuyor. Okur, şiirlerde "anlam çözmeye" değil, "hissetmeye" davet ediyor.
Kitabın merkezinde sürekli karşımıza çıkan çocuk figürü, sadece biyolojik bir cocukluk hâli değil bozulmamış olanın, kirlenmemiş vicdanın, korkmadan hayal kurabilen tarafın simgesi. "Gölge ve Çocuk", "Gökkuşağı ve Çocuk", "Kerpiç Ev ve Çocuk" gibi şiirlerde çocuk, dünyanın sertliğine karşı savunmasız ama bir o kadar da umut taşıyan bir varlık olarak duruyor. $air, çocuğu romantize etmiyor; aksine onun kırılganığını, korkusunu ve sessiz direncini gösteriyor. Bu yönüyle şiirler acındırmaya değil, yüzleştirmeye çalışıyor. "Baba" șiiri ise kitabın duygusal merkezlerinden biri. Burada baba, otorite figürü değil; merhametin, paylaşmanın ve sessiz iyiliğin sembolü. Bu şiir, kişisel bir yasın ötesinde, kaybedilen değerlerin de yasını tutuyor Aynı sekilde "Ayşe Kadın", "Kerpiç Ev", "Köyüm" gibi șiirlerde Anadolu, bir cografyadan cok bir hafıza mekâni olarak ele alınıyor. Toprak, ev, kadın, yaşlılık... Hepsi birer hatılama alanı..
Yazarımız zaten kitabında görseller de ekleyerek anlatımı daha kuvvetli kılmış.
Vatan ve bayrak temalı şiirlerde ise ses bir