"Mümkün değil, böyle bir şey olamaz. Olamaz ama, yani, bronzdan heykelimi yapacak olsalar sağ ayağımı hafif öne çıkarır, rahatça göğsümü gerer, sol elimi yeleğime sokar, sağ elimle de hatalarla dolu bir metni buruştururcasına kavrardım. Ancak kafası olmasını istemezdim. Yok canım, özel bir anlamı olduğundan da değil. Serçeler falan burnuma pislesin istemiyorum da ondan. Kaidesine de şunu nakşedin: İşte bir adam. Doğdu, öldü. Hayatı boyunca hatalarla dolu metinleri yırtıp durdu."
'Şincuku'daki bir kaldırımda yumruk kadar bir taşın sallana yuvarlana yürüdüğünü gördü. Taşın teki yürüyor. Bunu düşündüğü sırada hemen anladı ki önünden yürümekte olan pis bir çocuk taşı iple bağlamış, çekiyormuş.'
...