Yıldızların ötesinde yaşayan bir yazar, kelimelerini göktaşlarının ışıltılarından toplar... Eğer karanlık uzayın bile anlatılacak bir hikayesi varsa, bunu mutlaka o yazar duyar🪼
Bir mezarları olsun diye küpe takan iki korsanın öylece okyanusa atılması ne acı sahiden! Okyanus, bedenlerini bir kıyıya taşıyacak kadar nazik davranırsa onları bulanlar da küpeleri amaçlarına uygun kullanacak kadar nazik kimseler olur umarım.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Spoiler
.
.
.
.
Bıçak deriyi parçaladığı gibi genç gözcünün kanı, adamın Ellerine ve benim üstüme arsızca sıçradı. Gümüş yüreğimi paramparça edebilecek bir çığlık işittim. Maça'nın sesinin de benim boğazımı parçaladığını sandım, bir anlığına nefesim hepten kesildi. Her şey öyle hızlı oldu ki biz insan dünyasına vardığımızda İvaylo'nun fey dünyasına düşmüş tek damla kanı yoktu.
Marlo'nun havayı iterek kalkan kollarını gördüm. Bir keresinde küçük bir mağara girişini dikenli sarmaşıklarla örtmek için de ellerini aynı böyle uzatmıştı. O zamanlar daha ince olan kolları daha kalın giysilerin altındaydı. Ellerini hepten havaya kaldırıp başını geriye atınca Doğrucu Ateşyutan; Tanrı'ya, Doğal Denge'ye yalvarır gibi gözüktü. Ya da teşekkür eder gibi. Eminim ki ikisi de değildi. Kollarını yana açarken başını da gökyüzünden indirdi. O vakit bir yangının sesi tutuştu zihnimde. Gölge Sarayı'nın yeşil alevlerinin sesini aldırıyordu fakat şimdi Hazard'ın yelkenlerini yakan alevler turuncu ve sarıydı, yelkenlerin altındaki bağrımalar da gürdü.