Devlet ve hükûmet idaresinde lâyık olan yerlere, lâyık olan kişiler getirilirse, devletin işleyişi düzelir. Adama göre iş değil, işe göre adam gerektir."
Sabır, îman etmiş olmanın icaplarından olan pek büyük bir haslettir. Bir müslüman, hayatının her safhasında sabra muhtaçtır.
Sabır; kaybedilmiş güzelliklerin ve hasletlerin geri kazanılmasına, hüzünlerin sevince dönüşmesine, umulmadık şeylerin ihsân-ı ilâhi olarak kazanılmasına vesile olur.
Kalbin bu feyiz ve nurları almasının şartlarından biri de kalbi nefsin sultasından kurtarmaktır. Kan pompalayan uzumuz olarak yürek, nasıl bütün organlara bağlı ise, gönlümüz de; göze, kulağa, dile bağlıdır.
Göz neyi görürse gönül ona akar. Kulak neyi dinlerse gönül ona bağlanır. Dil neyi söylerse kalbin fikri, muhabbeti o olur.
Demek ki ertelediğin, olsun isteyip de bir türlü harekete geçmediğin her ne varsa henüz seni ayağa kaldıran bir derde -tabiri caizse- bir kora dönüşmediğindendir.