Elini göğsünün üzerine koydu.
Sanki, dedi, bak tam şuramda, sol yanımda, kalbimin altında bir yer eksik kalıyor. Sonra bu kadarla kalmıyor, o eksiklik bütün ruhuma doluyor. Ne yapsam eksilmiyor ne yapsam dolmuyor.
Eski günleri hatırladı. Bu günler o eski günler değildi.
Kaybetmişim, dedi. O kadar kaybetmişim ki, kaybedecek hiçbir şeyi olmayanların günündeyim artık. 
En son, yalnızlığın kelimesini söyleyip bir Havva ismi gelince dilinin ucuna, Âdem’in kalbine bir sevinç, ayağına bir telâş takıldı.
Havva! Henüz yoktu ortada. Ama ne kadar tanıdık ne kadar başkaydı.