Makedonya'nın bir başka adı: "Barut Fıçısı"ydı o dönemde.
Bu barut fıçısının bütün fitil uçlan Selanik'e gelir, ateşleneceği ye re bağlanırdı. Görünüşte bir Osmanlı il merkeziydi Selanik. Valisi, ordu komutanı, rnahkerneleri, kısacası Osmanlı devlet kuruluşunun büyük bir sancak merkezinde bulunması gerekli bütün yönetim organları vardı. Gerçekte ise çoktandır gücünü yitirmiş, gölgeleşerek sadece yazışma adresleri olarak kalmıştı bu organlar. Kentteki ya bancı konsoloslann ,her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı. Dev letin gücü, yabancı konsolosluklardan birine sığınan bir katili al maya yetmezdi. Rum, Bulgar kornitacıları, mavzer ornuzlannda, iki dizi çapraz fişeklikleri, tabancalan, bıçaklannı kuşanmış dola şırlardı kentin ana caddelerinde. Gün geçmez sabota j patlamalan duyulur, adam kaçınlır, Osmanlı Devleti'nden yüksek fidyeler is tenir, koparılırdı. Dermiryollarının, köprülerin, gaz depolarının uçurulrnası alışılan olaylar olmuştu artık. Koskoca Osmanlı Ban kası, otuz metre yakınındaki bir sütçü dükkanından tünel kazılarak altına yerleştirilen dinarnit lokurnlanyla havaya uçurulmuş; zarar, borç içindeki Osmanlı Devleti'ne ödettirilmişti. 1903 yılı Nisanında limandan kalkan bir Fransız yolcu gemisi, rıhtımdan açılmış, mendireği döneceği sırada, kazan dairesine. yerleştirilen born balann patlarnasıyla, rıhtırnda uğurladıkları yolcularına henüz el sallayanların gözleri önünde, bacaları, direkleri, kaptan köşkü, salonlarındaki sandalyeler, masalar parça parça havaya uçarak düşüp deniz üstüne dağıldıktan sonra batmıştı. Elinde dinamit lokumları dolu bavuluyla yolcu olarak vapura binen Makedonyalı bir komitacının marifetiydi olay!