Bazen insanın içi daralır, her şey üst üste gelir… Sanki yollar kapanmış gibi hissedersin. Ama belki de Allah seni yanlış kapılardan uzaklaştırıyordur. Sen ilerlemek isterken, O seni durdurur; çünkü ilerisi sana ağır gelecektir.Belki kalbini yoran o mesele, seni dünyaya fazla bağlandığın için hafifletmek içindir. Belki geceleri uyuyamaman, Allah’ın seni kendisine çağırmasıdır. Her huzursuzluk bir kayıp değil; bazen kalbinin yönünü hatırlatma şeklidir.Sen plan yaparsın, olmaz… üzülürsün. Ama Allah’ın yazdığı, senin düşündüğünden daha derindir. Çünkü O, sadece bugünü değil, yarınlarını da bilir.O yüzden her şey istediğin gibi gitmediğinde kırılma. Belki de Allah seni, sana zarar verecek bir hikâyeden sessizce çıkarıyordur. Sabret… Çünkü bazı güzellikler ancak sabreden kalplere açılır.
Yani az çok anlayabiliyordu Muhammed Şemseddin ama ilk defa bir ağacın dalından böyle bahsediyordu babası. Bir sebebi olmalıydı.
"Niye öyle dedin ki efendi babam?" dedi gidip sekiye, hemen
İnsan seçer gibi seçerdi toprağı. "Toprak ile insan kardeştir." derdi. Hatta bir keresinde bir tek çömlek yapmak için belki on çömlek yapılacak çamuru bir kenara atıvermişti. "Her topraktan çömlek olmaz babam," demişti o gün, "her insandan doğanın insan olamadığı gibi. Her şehrin toprağı da karılmaz. Ama Buhara öyle değil, toprağı sağlamdır; insanı gibi. Üzerinde secde edilen, ezan sesini işiten ve uğrunda canlar verilen toprakla diğerleri bir olur mu hiç?"