Amerikalı yazar ve konuşmacı Byron Katie'nin işimiz nedir kavramını çok beğeniyorum Keti hayatı benim işim senin işin ve tanrının işi diye ayırıyor diyelim ki siz ve ben sahilde bir restoranın terasında beraber yemek yiyoruz benim yediğim şey benim işimdir sizin yediğiniz şey sizin işinizdir ve biz terasta otururken havanın nasıl olduğu da tanrının işidir bu yüzden eğer sizin yemek siparişiniz hakkında bir şey söylersem sizin için can sıkıcı bir durum olur siz de benim yemek tercihim hakkında bir
şey söylerseniz bu durumda benim canımı sıkar ayrıca tanrının hava oyunları hakkında bir şey söylersek eğer bu da tanrının canını sıkar ve biz de enerjimizi boşuna harcamış oluruz
Benim iyi ya da kötü olmam konusunda da genel anlamda aynı şey geçerlidir bu benim kendi işimdir.
Bu alıntıyı okuduğumda özellikle son cümlesi bana şunu hatırlattın başkalarının iyi ya da kötü olması benim işim değil yani birilerinin iyi ya da kötü olması için harcayacağı enerji boşuna harcadığı enerji
“Hayatım boyunca kimseye ait olmadım, birinin bana ait olmasını hiç istemedim. İlk kez birini diliyorum. Seni diliyorum. Benimle olmanı diliyorum çünkü ben çok uzun zamandır seninleyim.”