Bankta oturuyorum denize doğru.
Elimdeki kahvenin dumanı tütüyor,
Geçen geminin bacası.
Sahi, bu gemi nereye gidiyor?
Nereye gidiyor geminin içindeki altı çocuk babası?
Ekmek parasına mı, sonsuzluğa mı?
Düşünüyorum...
Kahvem bitiyor,
Tam kalkacağım sırada
Çarpıyor yüzüme meltem rüzgarı
Aşmış da gelmiş yüzüme; denizi, dalgaları.
Uğultuya dönüşüyor rüzgarın sesi
Konuşuyor ecnebi yurdunun bilmediğim dilini
Tek anladığım bu dilde
Gariplerin ağlamaları
Aynı mı her yerde?
Acının harfleri, dilinin kuralları
Düşünüyorum...
Paltomu giyiyorum üşümemek için
Ellerimi ceplerime sokuyorum
Bir şey çarpıyor parmaklarıma, ellerimden daha soğuk.
Birkaç bozukluk!
Bu yüzden her savaş çıkmıyor mu?
Bu yüzden yalvarmıyor mu, çocuklar için için
Hayatta kalacak kadar su
Nefes alacak kadar bozukluk için!