Yüce Allah kulları
arasında kendilerini cebbar görenleri dehşetli bir akıbetle uyarmıştır
(Mümin, 40/35)
O kimseler, kendilerine görevli kılınmış, yetki verilmiş bir kimse gelmediği halde, Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. Bu da Allah'ın yanında da insanların yanında da büyük bir kızgınlığa neden olur. İşte böyle! Allah, her büyüklük taslayanın kalbini mühürler.
Güneş doğunca karanlık ortadan kalkar.Karanlıkla mücadelenin yolu, ışıktan ibarettir. Doğu bir ışık bekliyor.
Bu ışık, bütün Türkiye’de, yer yer yaşayan karanlıkları ortadan kaldıracak, birçok davalarımızda bizi saadete ulaştıracak kadar kuvvetli olmalıdır.
Bu milletleri kaza ve kadere uymaktan, tevekkül ve kanaat içinde miskinleşmekten kurtarmak için, sadece din adamlarını ortadan kaldırmak neye yarar? Onları kaldırır; müesseselerini kapar,
birtakım yasaklar koyabilirsiniz. Ama eğer halkı bu hale getiren sebepleri ortadan kaldıramazsanız, yaptığınız, daha da fena neticeler doğurur; ahlaksızlık, soygunculuk, adam öldürme ve her
türlü kötülük bütün şiddetiyle baş gösterir.
Yani reform geri teper ve son derece zararlı olur.
Perişan ve avare yığınlar halinde insan görmek isteyenler,ne diye elin Afrika’sında Gana, Gina, yani şu Mau-Mau
denilen insanların diyarına giderlermiş. Sanki, bizim Mardin, Urfa, Diyarbakır, Elazığ, Muş, Bitlis, Van hasılı bütün Şark daha mı üstündür?
Milliyet Gazetesi’ne “acayip” gösterilen zayıf zenci çocuğunun gürbüzlüğü bütün Şark’ta müsabakaya konsa mutlaka
birinciliği kazanır.