Bu tenin neler görüp geçirdiğini hatırlıyorum;daha neler görüp geçireceğini hayal ediyorum. Görme sinirlerinin,tat alıcılarının,duyusal algının eylemlerini buraya kaydediyorum. Ve,düşünüyorum:ben,bu muazzam madde okyanusunda varlığının farkına varma yetisi bahşedilmiş alelade bir su damlasından başka bir şey değilim.
Anlıyor musunuz? Bir yerlerde,biri,beni azıcık da olsa anlıyor mu,azıcık da olsa seviyor mu? Bütün çaresizliğimle,ideallerimle,her şeyimle-hayatı seviyorum. Ama bu çok zor ve öğreneceğim daha çok,çok şey var. Galiba zaman zaman deliriyorum.
Bir ümit hissinin içimi doldurduğu zamanlar olur,sanki orada,zihnimin dış yüzeyinin altında,anlaşılmayı bekleyen bir şeyler varmış gibi. Hani bir isim tam dilinizin ucuna gelir de bir türlü söyleyemezsiniz,işte bu da o aynı kışkırtıcı his.
Benim için,şimdi sonsuzdur,sonsuzsa durmadan değişir,akar,erir. Hayatsa şu andır. Geçip gittiğinde artık ölmüştür. Ama her yeni anda sil baştan başlayamazsın. Ölmüş olana göre yargılamak zorundasın. Tıpkı bir bataklık gibi... daha en başından umutsuz.
Tepeye doğru yola koyulduk. Ne kadar yol kat ettiğimi görmek için daima durduğum yere vardığımızda duraksamayıp yürümeye devam ettik. Bazen arkaya dönüp bakmamak en iyisiydi.