"Salaklık çok ayrı bir şeydir,iyi kalpli olmak çok ayrı. Ama insanlar bu ikisinin ayrımını pek yapamaz. Kendi kalpleri karadır,kötüdür;o yüzden iyi olanı da kıskanırlar. Onları da karartmak isterler. Kalplerinin temizliğini kötülük olarak görmek isterler. Aydınlıklarını kirletebileceklerini sanırlar. Ve sen bunca karanlığın içinde benim gördüğüm en aydınlık ışıksın,Bilge."
"Aşkından deli divane olup,hasretinden günlerdir telefon ekranındaki fotoğrafını öpüp,kokladığım hanımdan salak ve goril dışında pek bir şey duymayınca anca bu kadar Romeo olunuyor,Pamuk."
"Ben romantiğim bir kere."
"Aynen."
"Değil miyim?"
"Güldürme beni de simidini ye. Ayrıca harbiden şeker getirmedin mi?"
"Romantiğim,bak sana şeker bile getirdim."
"Vay be! Bayağı etkiledin beni şu an ya. Nereden geldi bu aklına? Kırk yıl düşünsem ben bulamam bunu yani. Bunun bir tık üstü bana Tac Mahal falan yaptırman.""Atmayacak mısın? Sen şekersiz içmezsin."
"Atmayacağım,benim şekerim karşımda zaten. Romantiğim demiştim."
"La havle ya."
"İnanamıyorum bunu dediğine,şu yaşıma gelmiş,doktor olmuşum ama sen hala okumayı çözüp çözmediğimden şüphe ediyorsun. Sen benim doktorluğuma da güvenemezsin kesin. Elime düşsen başka doktor istersin."
"Yok canım o kadar da değil,"dedi hemen. Boynumun altındaki kolu beni hafifçe kendine çekti. Şakağıma narin bir öpücük bıraktı. "Benim derdimin dermanı sende,doktor."
Bu kez hafifçe sırıttım.
"Salaksın."
"Mutlu bir salağım."