Apar topar, kaçar gibi, evden çıkayım sabahları. Bu evde sana aşık kimse yok nasılsa, ben bile yokum. Beni, giderken çöp gibi kapının önüne koydun Muazzez hatırlasana. Günler sonra Hakkı, tiksinerek tutup kaldırdı beni. Oradan oraya sallanırken Hakkı'nın ellerinde, gözyaşlarım hep sapsarı yerlere aktı. Apartmandan topladığı çöplerin arasına attı beni tiksinerek. " Leş gibi aşık olmuşsun" dedi. O gün düşündüm, keşke Hakkı da sana aşık olsa mesela, ikimiz sokak merdivenlerine oturup ağlasak gün boyu, bahçenin çimlerini gözyaşlarımızla sulasak. Kıskanmak ne kelime Muazzez, acımızı hafifletmek maksat.