Bak bir de yağmur yağsın dansı varmış. Ama o dansı erkekler çıplak yaparmış. Kabartmalarda çıplak dans eden kadınlar da var. Alacahöyük kabartmalarında görmüştüm böyle bir kadını da, acaba Konya'da yapılan oturak âlemlerindeki çıplak kadın oynatma, Hititlerden kalma bir gelenek miydi diye düşünmüştüm.
Krallar bir yerden başka yere giderken arkalarında, önlerinde çalgılar çalınır, şarkılar söylenirmiş. Bazen törene dansçılar ve soytarılar da katılırmış. Bazı danslarda dans edenler başlarına çeşitli hayvan maskeleri takıp onların seslerini çıkararak dans ederlermiş.
Eski çağlarda krallar, fakirleri birer birer çağırıp, tıraş ettirir, yağlattırır, ellerine ekmek, su verirmiş. İnsana sıcak gelirse onu soğuğa, soğuk gelirse sıcağa götürürmüş. Ne iyi değil mi böyle bir devlet başkanına sahip olmak.
Krallar savaşlara genellikle yaz aylarında çıkıyormuş. Savaş kıyafetinin de kral kapısındaki Tanrı kabartmasının üstündeki kıyafet olması gerekmiş.
Hititlerin savaş gücüne gelince: Metinlerden çıkarılan sonuca göre ilk Kral Anita zamanında 400 yaya, 40 araba, Kral Şuppiluliuma zamanında 1 000 yaya, 100 araba, daha sonra 10 bin yaya, 700 araba, Mısır ile yapılan Kadeş Savaşı'nda da 17 bin yaya, 3 500 arabaları varmış.
"Benim kocam öldü. Bir oğlum yok. Duyduğuma göre senin oğulların çokmus. Birini bana gönder. Onu kendime koca. ülke Mısır'a kral yapayım. Ben asla kölelerimden birini seçip kendime koca yapmam."